Nasıl bir meyvenin çekirdeği, kalbi Güneş'i görebilsin diye kabuğunu kırmak zorundaysa, siz de acıyı bilmelisiniz.
Ve eğer kalbinizi, yaşamınızın günlük mucizelerini hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,acınızın, neşenizden hiç de daha az harikulade olmadığını göreceksiniz;
Ve kırlarınızın üstünden mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi, aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de onaylıyacaksınız.
Ve kederinizin kışını da, pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.
Acılarınızın çoğu sizin tarafından seçilmiştir.
Acınız, aslında içinizdeki doktorun, hasta yanınızı iyileştirmek için sunduğu "acı" ilaçtır.
Doktorunuza güvenin ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için;
Çünkü size sert ve haşin de gelse, onun elleri "Görülmeyen"in şefkatli elleri tarafından yönlendirilir.
Ve size ilacı sunduğu kadeh dudaklarınızı yaksa da, O'nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış kilden yapılmıştır."
Kırmızı bir gülün, bir başka gülün kırmızısını kıskanması gibidir hüzün getiren günlerimin arka arkaya ışıklarını geçirmesi camlardan Dokunulmadık ve o kadar kırılgan
Pazartesiden pazara, her sabah ve her akşam baktıkça gözlerimi kamaştıran bir kadın geçer sokaktan. Elinde geçmiş zamanlardan kalma söz verilmiş çiçek
Bir rüzgar esmesin, uzun siyah saçları dalgalanır. Uzatır elini, düzeltir saçlarını Bir rüzgar esmesin, uzun siyah eteği uçuşur. Utanır, tutar eteğini
Uykusuz gecelerden kalma yorgunluktan olmalı parkın en uzak köşesindeki yağmur ıslağı banklardan birine bırakıyor kendini
Aynı parka gider, yanına otururum. Bunu bilmiyor En saklı yeri gözleri. Baktıkça konuşan, konuşur gibi bakan kadının gözlerine bakarım Beni görmüyor. Dudaklarında bir yarım tebessüm, belli belirsiz. Sonra ince uzun parmaklı ellerini tutarım. Hissetmiyor Fark etmiyor bile ona dokunduğumu. Tam saçlarını koklayacağım, ayağa kalkıyor Parkın en uzak köşesindeki yağmur ıslağı bankında bırakıp beni, gidiyor
Gidiyor. Elinde geçmiş zamanlardan kalma söz verilmiş çiçek taşıyan kadın. Gidiyor. Bir başka zaman aynı sokaktan geçip, aynı parka yeniden gelmek için Yürüyor. Pazartesiden pazara, her sabah ve her akşam
Siyahlar giymiş, uzun siyah saçlı kadın çiçek kokuyor, gül kokuyor Kadının kokusu kadın(lık) kokuyor, kadın kadın(ca) kokuyor (22 ARALIK 07-ESKİŞEHİR)
Seziyorum ki kaçacaksın..
Yalvaramam koşamam
Ama sesini bırak bende
Biliyorum ki kopacaksın
Tutamam saçlarından
Ama kokunu bırak bende
Anlıyorum ki ayrılacaksın
Çok yıkkınım yıkılamam
Ama rengini bırak bende
Duyumsuyorum ki yiteceksin
En büyük acım olacak
Ama ısını bırak bende
Ayrımsıyorum ki unutacaksın
Acı kurşun bir okyanus
Ama tadını bırak bende
Nasıl olsa gideceksin
Hakkım yok durdurmaya
Ama kendini bırak bende.AZİZ NESİN
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım
Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun Ağır ağır, yollara inen karanlığa. Bana benzeyen biri geçti evinin önünden. Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya.. O geçen ben değildim.
Bir gece, yatağında uyuyordun.. Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya. Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan, Ve karanlıklar içindeydi odan... Seni gören ben değildim.
Ben çok uzaktaydım o zaman, Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya. Artık beni düşünmeye başladığından Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya.. Bunu bilen ben değildim.
Bir kitap okuyordun dalgın.. İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı. Genç bir adamı öldürdüler romanda. Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın.. O ölen ben değildim..
Bir sakıncadır, bir tehlikedir bu hâlâ erkeklerin olan bu dünyada yürümek yalnız başına. Her dönemeçte bekler seni pususu saçma rastlantıların. Sokaklar yaralar seni meraklı bakışlarla. Yoldaki yalnız kadın. Tek savunman senin savunmasız olman.
Düşünmedin erkeği dayanılacak bir destek gibi, yaslanılacak bir ağaç gövdesi, sığınılacak bir duvar gibi düşünmedin erkeği. Düşünmedin erkeği bir köprü, bir tramplen gibi. Yapayalnız çıktın yola eşit koşullarda tanımak istedin ve istemedin hiçbir şey erkeği sevmekten başka.
Uzaklara gidebilecek misin, yoksa düşecek misin çamurlara? Bilmiyorsun, direngensin ama. Devirseler de seni yarı yolda gene de bir yerlere varmış olacaksın mutlaka. Yoldaki yalnız kadın Her şeye rağmen yürüyorsun Her şeye rağmen durmuyorsun.
Hiçbir erkek yalnız olamaz bir kadın kadar. Karanlıklar diker önüne bir kapalı kapı. Geceleyin hiçbir kadın tek başına gidemez yolda. Ama güneş, bir gardiyan gibi tıpkı, açar uzayı sana tan vakti.
Ama karanlıkta da yürüyorsun sen çevrene korkuyla bakmadan. Ve her adımın bir güvenlik belgesidir seni uzun süre korkutan erkek için. Adımlar çınlıyor taşlarda. Yoldaki yalnız kadın. En sessiz, en yürekli adımlar aşağılanmış toprakta, kendisi de yolda yapayalnız bir kadın olan toprakta.
Bu gece düşlerinde yer ayır bana; Dışarıda kalırsam, Donar kalırım. Uzaklardan, Çok uzaklardan geleceğim kapına; Vallahi darılırım… Bu gece düşlerinde yer ayır bana. Anlatacak neler var neler… Duydukça insan şaşırır kalır; Hem ağlar, Hem güler!.. Bu gece düşlerinde yer ayır bana. Bu gece mutlaka çıkar gelirim. Benim ne yapacağım belli mi olur? Ben Tescilli deliyim. Bu gece düşlerinde yer ayır bana… O rüyayı birlikte görelim… Sana sevgiler getireyim Çocukluğundan. Bu gece kurtul korkularından; Sana mutluluklar vereyim. Bu gece, Son kez bu gece, Görmek istemediğin düşlerinde yer ayır bana; Seni uyurken seyredeyim… Bu gece, Her gece olduğu gibi, Yine geldiğim yere döneyim ÇETİN ÖZDEMİR -bilinen blogcu- teşekkür ederim
ANKARA ISLANIYOR BU GECE SOKAK LAMBALARI SÖNMÜŞ KİMSE GÖRÜNMÜYOR ÖNÜNDE KALDIRIM TAŞLARI ISLAK YOL ISLAK CADDE ISLAK ANKARA AĞLIYOR BU GECE BUĞULU BİR KARANLIK VAR GÖKYÜZÜNDE ANKARA SUSMAYACAK BU GECE DURMADAN YAĞAN YAĞMUR SESLERİ VE BİRAZDA AŞKIN İZLERİ ANKARA YİNE AĞLATTI BİZLERİ....